» Evlilik Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı
09 September 2010,Thursday

Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı

‘Evlilik’Kategorisi için Arşiv

Düğün Hazırlıkları Listesi

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Geçmişte düğünlerde güzel bir pasta kesimi ve tüm diğer düğünlerde olanlar yapılırdı. Düğün için çok fazla bir hazırlık yapılması gerekmezdi…

Gelin saçı, gelinlik ve birkaç hediye alışverişi yapmak yeterliydi. Şimdi ise moral desteğinden tırnak rengine kadar her konuda gelinin iyi bir desteğe ihtiyacı var. İşte geçmişten günümüze değişmeyen geleneksel düğün organizasyonu ve yapılması gerekenler..

* Eğer çiftlerden birini tanıyorsanız bir hediye ile nişana katılın.
* Kokteyl ya da davetteki ilk buluşmada kaynaşma için zaman ayırın. Bu ilk buluşmalarda düğünde gelinin yanında kimin olacağı gibi ayrıntıların temeli atılır. Gelinin düğünü nerede, hangi mevsim, stil ve formalite, tema, büyüklük ve diğer tüm ayrıntıları öğrenmeniz gerekebilir.
* Geline planlama ve özel görevler konusunda yardımcı olun.
* Düğün aktiviteleri sırasında uçak ya da araçla seyahat etmek gerekiyorsa seyahat planları yapılmasını hatırlatın.
* Düğünde diğer yakın arkadaşların ne giyeceğini öğrenin ve gardrobunuzu buna göre hazırlayın.
* Gelin adayı isterse gelinlik ve diğer detaylarla ilgili alışverişine katılın.
* Kuaför seçimi, saç modeli gibi detayları planlayın.
* Kuaför ile ilgili harcamaları diğer arkadaşlarıyla birlikte ya da yalnız geline hediye edebilirsiniz.
* Hediye kabulünden temizliğe, çiçek seçiminden misafir ağırlamaya kadar düğün sahibinin yapması gerekenleri hatırlatın.
* Geleneksel saç şekli varsa araştırın.
* Geleneksel gelinlik ve elbisenizin hazırlıklarına yoğunlaşın.
* Düğünde görev alacak yakın arkadaşları buluşturun ve herkesin tanışmasını sağlayın.
* Gerekirse kına gecesi organize edin, ev sahipliği yapın.
* Çift için düğün hediyesi seçin, paket yapın ve dışına harika bir tebrik kartı koyun.
* Düğün ve akşam yemeği provası yapın. Tam zamanında ve öğrenerek hazır olun. Bunlardan en önemlisi karşılama provasıdır.
* Düğün günü sabahı saç, makyaj, kuaförden salona gidiş, düğün öncesi fotoğraf çekimi için tam zamanında orada olun.
* Gerekirse hazırlanmadan önce son hazırlıklar için herşeyin hazır olup olmadığını kontrol edin.
* Hazırlanırken geline yardım edin.
* Son dakika ayak işleri ya da kasaklıklar için gönüllüler bulun.
* Gelinin düğün seremonisindeki isteklerini, konuşmasını ya da müzikal performansı yönetin.
* Takdim sırasında çok yakınında olun.
* Düğün öncesi resimlerde yer alın.
* Koktety ve resepsiyona odaklanın, misafirleri dans etmeleri için piste çağırın. Gelin ve damadın ilk dansı sırasında onlarla birlikte dans edecek çiftleri önceden seçin.
* Gelin çiçeğinin fırlatılması, etnik dansların yapılması gibi özel anları planlayın.
* Partinin sonunda sarhoş olan misafirlerin evlerine ulaştırılmasını organiza edin, gelin ve damada gelen tüm hedilerin evlerine gönderilmesini sağlayın ve arkada birşey bırakmadığınızdan emin olun.
* Gelin ve damat için mutlu ancak bir o kadar stresli bir günde size ne söylerse söylesin yanında olmaya devam edin.

Erkekler Neden Evlenmek İstemez

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Erkekler, bağlanmaktan neden bu kadar korktuklarının nedenini anlattılar. İste erkeklerin evlilik öncesi korkulu itirafları…

Erkekler sorumlulukların ilişkiyi bozacağını düşünüyor! Erkek için evlilik bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir. Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir.

Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken, erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler.

1- O hayati cümleyi duymak: Hastalıkta ve sağlıkta#8230; Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.

2- Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek. Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak

3- “Ya?” kuruntusuna kapılmak. Ya başka bir kadına âşık olursam?

4- Boşanmak. Yanlış ata oynamak gibi

5- Anne - babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak. ya da anne - babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına “Meleğim”, “Balım” ya da “Aşkım” diye hitap etmek

6- Başkanlık mevkiinden ve Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da Uzlaşma denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanin neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.

7- Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneğinin aktif üyelerinden biri haline gelmek.

8- Ezbere bir hayat. sıkıntı, fazla yüzgöz olma ve sıradanlık

9- Sükûnet, denetim, bos alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.

10- Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adim atmak.

Erkekler, evlilik bağıyla bağlanmaktan korktuklarını, tavırlarıyla sergilerler!

Kocanızı Nasıl Eğitirsiniz?

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

4 adımda bunu yapabilirsiniz. Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız olabilir. İnanması güç ama gerçek…

Sorunlar evlendikten sonra aynı evde yaşamaya başladığında başladı değil mi? Ortalıkta gezinen çıkarılıp fırlatılmış çoraplar, internette bitmeyen surf seansları, sürekli evde toplaşıp maç izleyen arkadaşlar…

Bunaldınız mı?.. Ne yapacağınızı, bu kaostan nasıl çıkacağınızı bilemez halde iseniz biri bir çözüm yolu buldu.

- Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan… Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından… Randevu yerine sanki Yemenden geliyormuşçasına geç kalmalardan…

- Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan… Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız…

- Kitabın yazarı, ABDli gazeteci Amy Sutherland, ne bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, “Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?” tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç.

- Amy in 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti.

- Amy de kimi zaman homurdanarak, bağırıp azarlayarak kendince bir yol tutturdu. Ancak bütün bu serzenişleri işe yaramadı. Evlilik danışmanı da derdine çare olmadı.

Tam umudunu kesmişken

- Meseleyi çözmekten umudunu kesen Amy in hayatı ve erkeklere bakış açısı, konuyla son derece alakasız bir proje sayesinde değişti. O dönemde egzotik hayvan eğitmenleri hakkında yazması gereken bir kitap vardı. Bu nedenle hayvanların yaşadıkları değişimi anlamak amacıyla Kaliforniyaya gidip gelmeye başladı. Bu eğitimler sonucunda, sırtlanlar bir emirle tek ayakları üzerinde dönüşler yapıyor, pumalar tırnaklarını kestirmek için pençelerini uzatıyor, denizaslanları burunlarının ucunda top oynatıyor, babunlar kaykay kullanıyordu.

- Amy uzun eğitim süreçlerini izlerken, kafasında sihirli bir ampul yandı. Yırtıcı, egzotik yaratıklar bütün bu imkânsız hareketleri, davranış biçimlerini yapabiliyorlarsa; bu tekniklerin, evdeki bambaşka bir tür üzerinde de olumlu sonuçlar verebileceğini düşündü. Acı ama gerçek… Bu farklı tür, inatçı ama sevimli kocası Scott an başkası değildi.

Film teklifleri aldı

- Amy Sutherland, bu garip deneyini ve kendince elde ettiği başarıyı ilk olarak 2006da, The New York Times gazetesinde kısa bir makale olarak yayımladı. Makalesi o yılın, elektronik postayla en çok gönderilen hikâyesi seçildi.

- NBC in ünlü The Today Showuna konuk oldu. Hollywooddan film teklifleri aldı, hatta bir tanesini kabul etti. Son olarak Şubat 2008de Shamu Bana Hayat, Aşk ve Evlilik Hakkında Ne Öğretti? Hayvanlardan ve Eğitmenlerinden İnsanlar İçin Dersler adlı kitabı piyasaya çıktı.

Koca eğitiminin temel kuralları

- Olumlu davranışı takdir ettiğinizi belli edin. Kirli sepetine bir tek çorap bile atsa teşekkür edin.

- Hoşunuza giden bir şey yaptığında bir öpücükle, sevdiği bir yemekle, vs. ödüllendirin.

- Unutmayın! Tepkinin iyisi de kötüsü de davranışı körükler.

- Hoşunuza gitmeyen tavırları sabırla görmezden gelin.

- Sakın boşu boşuna dırdır etmeyin! İşe yaramaz. Azarlamak, bağırmak sadece erkeğin sıkıcı huylarını müzminleştirmeye yarar.

- Etrafa atılmış kirli çamaşır sadece kirli çamaşırdır. Kişisel olarak algılamayın!

- Kocanızı sizden çok farklı, bambaşka bir tür gibi kabullenin. Böylece objektif olabilirsiniz.

- Hatayı kendinizde de arayın. İşe yaramayan stratejileri değiştirin.

- İlgisini başka yöne çekin. Örneğin, mutfakta dolaşmaması için salona cips ve bira hazırlayın.

Ders 1: Yaklaştır

- Amy in egzotik hayvan eğitmenlerinden öğrendiği temel ders, beğendiği davranışı ödüllendirmek, beğenmediğini ise görmezden gelmekti. Dırdır etmek, azarlamak söz konusu değildi.

- Kaliforniyadan Mainedeki sıcak ama dağınık yuvalarına döndüğünde, Amy, Scotta tamamen farklı davranmaya başladı.

- Örneğin, Scott çamaşır sepetine kirli tişört mü attı, hemen teşekkür etti. İkinci kirli çamaşır için öpücükle ödüllendirdi. Bu arada yatak odasının yerinde duran kirli yığınının üstünden, tek bir ters laf bile etmeden usulca geçip gitti.

- Zamanla fark etti ki Scott, Amy tarafından takdir edilmenin keyfini çıkarırken etraftaki kirli yığınları da küçülmeye başladı. Bu yöntemin adı yaklaştırmaydı.

Ders 2: Sabret

- Eğitmenin beğenmediği davranışlara en ufak bir tepki vermemesinin adı ise en az güçlendirici sendrom. Zira pozitif ya da negatif herhangi bir tepki, davranışı körüklemekten başka bir işe yaramaz.

- Oysa hiçbir tepki verilmediğinde, o davranış biçimi zamanla yok oluyordu. İşte bu nedenle Amy kendini çok zor tutsa da hoşuna gitmeyen tavırlara kayıtsız kalmaya karar verdi.

Ders 3: İmkânsız kıl

- Uyguladığı üçüncü teknik uyuşmaz davranış kavramıydı. Bu yöntem, dikkati başka bir noktaya çekerek, istenmeyen davranışın yapılmasını engellemeye, mümkünse imkânsız kılmaya yönelikti.

- Amy bu tekniği kendisi yemek pişirirken Scottı mutfaktan uzak tutabilmek için kullandı. Ayağının altında dolaşmaması için salonun uzak bir köşesine bir çanak cips ve salsa sos koydu, parlak fikri tabii ki işe yaradı.

Ders 4: Kişisel alma

- Dördüncü kural ise hataları asla kişisel olarak ele almamaktı. Eskiden Scottın münasebetsiz tavırlarını hakaret gibi ya da değer görmediğinin işareti olarak algılayan Amy, buna da son verdi.

- Eğitmenlerin mottosunu benimsedi: Hata hiçbir zaman hayvanda değildir. Böylece kendi tepkilerini ve yanlışlarını da tahlil etmeyi öğrendi. Scottın kimi içgüdüsel tavırlarının köklü ve değişmez olduğunu kabullendi.

- Artık eskiye oranla, sivri uçları biraz daha yontulmuş bir kocası ve daha hoşnut olduğu bir evliliği vardı. Üstelik bu durumu anlayan kocası, üzerinde böyle bir teknik uygulanmasından hiç gocunmadığı gibi, taktiği kapıp Amy üzerinde denemeye başlamıştı. Alıntıdır.. ekolay.net/kadin

Evlilik mi, Bekarlık mı?

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

20li yaşlarınızda deneyim kazandınız ve artık olgun bir kadınsınız, peki yolunuza bekar olarak mı devam etmeli yoksa evlenmeli misiniz diye karar veremiyor musunuz…

Birlikteliğin mi, yoksa yalnız kalmanın mı daha iyi olacağına karar vermeye çalışırız. Beraber olmak mı, bağımsız yaşamak mı? Kendini teslim etmek mi yoksa özgür olmak mı? Yaşadığınız olumsuz tecrübeler, hayal kırıklıkları hatta mutsuz bir aile ortamında büyümek bu ikilemi yaşamanıza neden olur. Oysa birçok insan bunun kararını rahatlıkla verebilirken siz hâlâ birçok endişeyi içinizde barındırırsınız. Evlilik değil, ciddi bir beraberlik bile sizi tedirgin etmeye yeterli olur. Bağlılık ve özgürlük noktasında bu hassas dengeyi kurmaya çalışırsınız. Ne zaman o dengeyi aşarsınız, işte o zaman hayatınızda eksik olan şeylere ihtiyaç duymaya başlarsınız.

Uzun soluklu bir ilişkiniz olduğunuzda, ait olma duygusu hoşunuza gidebilir. Fakat bazı noktalarda bu bağlılık kısıtlayıcı olmaya, sizi sıkmaya başlayabilir ve kendi hayatınız üzerinde daha fazla söz sahibi olma ihtiyacı duyabilirsiniz. Eğer bekarsanız ve özgürseniz, içinde bulunduğunuz bağımsız olma duygusu sizin hoşunuza gidebilir fakat sonrasında bu duygu yerini yalnız hissetmenize ve biri ile beraber olma isteğinize bırakabilir. Yeni bir ilişkiye başladığınızda da bağımlı olduğunuzu ve kısıtlandığınız duygusuna yeniden kapılıp yeni bir kısır döngünün içinde kendinizi hissedebilirsiniz.

Kararsızlık yaşıyorsanız

Eğer hâlâ içinde bulunduğunuz durumdan emin değilseniz, ikilemlerin içine düşmeniz çok normal. Bir birliktelik yaşamadan önce ayrılığı düşünüyor ya da bir evlilik yaşamadan önce boşanmayı düşünüyorsanız bu aslında sizin korkularınızın da bir göstergesidir. Oysa özgürlük ve bağlılığı bir arada yaşayabilirsiniz. Temelinde saygı, adalet, dürüstlük ve güven olan bir ilişki yaşadığınızda da hem özgürlüğü tadabilir hem de aitlik duygunuzu tatmin edebilirsiniz.

Birlikteliği ya da evliliği kısıtlayıcı bir durum gibi görmemek ve bakış açınızı genişletmeniz gerekir. Bu noktada empati kurmak, isteklerinizi birbirinize açıkça söylemek ve zaman zaman birbirinizi yalnız bırakmak bir ilişkide yapmanız gereken en önemli şeydir.

İşte her iki durumda da yaşayacağınız avantajlar ve dezavantajlar listesi:

Bekar olmanın avantajları

* Kendinizi keşfetmek ve geliştirmek, yani kendiniz olmak için yeterli özgürlüğe sahipsinizdir. Fedakarlık yapmak zorunda kalmazsınız. İstediğinizi yapabilirsiniz. Örneğin dans dersleri alabilir, İspanyolca öğrenebilir, evinizde kedi ya da köpek besleyebilirsiniz. Ayrıca geride bırakacağınız hiçbir şeyinizde yoktur. İstediğinizde yeni bir ev, yeni bir iş ve farklı bir şehirde yaşamayı bile düşünebilirsiniz.

* Başka birinde mutluluğu aramak yerine kendinizde mutluluğu elde etmeyi öğrenirsiniz.

* Eksiksiz, çok yönlü ve özgürsünüzdür. Gelecekte yaşayacağınız ilişkilerinizde daha mükemmel vasıflarla girme şansına sahip olabilirsiniz. Her anlamda tam bir donanıma sahip olmak, tek başına rahat bir yaşam sürebilmek ve ayaklarınızın üzerinde dimdik durmak ilerde yaşayacağınız ilişkilerinizi olumlu yönde etkileyecektir.

* Mali konularda daha fazla söz hakkına sahipsinizdir. Nereden alışveriş yaptığınız ya da yüksek bir fiyata aldığınız ayakkabı için hesap vermek zorunda değilsinizdir.

* Her erkekte olan horlama, yorganı çekme, geğirmek ve tıraş takımlarını lavaboda bırakmak gibi sinir bozucu durumlarla karşı karşıya kalmazsınız.

* Kız arkadaşlarınızla, ailenizle ve gönül işlerinizle daha fazla vakit ayırabilirsiniz. İhmal ettiğiniz ve size destek olan kişilerle ilişkilerinizi rehabilite etme şansınız olur.

* Dışarıya rahatlıkla çıkabilir ve yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Bunun içine yeni erkek arkadaşlarınızı da ekleyebilirsiniz.

* Eve geldiğinizde yemek yapmak, çamaşır yıkamak, evi toplamak gibi zorunluluklarınız olmaz. İstediğiniz zaman bunları yapabilirsiniz. Üstelik en önemlisi gömlek ütülemekten artık yorgun düşmezsiniz.

Bekar olmanın dezavantajları

* Kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Özellikle etrafınızda o kadar çift varken ve aileniz artık biri ile birlikte olmanızı isterken.

* Bunu başarısızlık olarak değerlendirebilirsiniz ve bu konuda kendinizi acımasızca eleştirebilirsiniz. Hatta depresyona bile girebilirsiniz.

* Bekar olduğunuz için etrafınızdaki adaylar arasında bir tercih yapmakta zorlanabilirsiniz. Ama uzun süre bekar kalırsanız ve ince eleyip sık dokursanız elinize geçen fırsatları değerlendiremeyebilirsiniz.

* Flört etmek bir sürüklenmeye sebep olabilir. Kadınlar ve erkekler sürekli farklı şeylerin peşindedirler. Kadınlar kendilerini anlayan, güvenebilecekleri bir erkek ararken; erkekler ise rahat bir ilişki yaşayabilecekleri bir kadın ararlar.

* Bir çiftin sahip olduğu şeyleri gördüğünüzde üzülebilirsiniz. Birbirine ruh ikiziyim diyen ve onunla bir ömür boyu yaşamak istediğini söyleyen bir çifti ya da çocuklarıyla oyun oynayan bir aileyi gördüğünüzde bazı şeyleri kaçırmış hissine kapılabilirsiniz. Fakat evlendiğinizde bile bazı şeyleri geç yaşamış olmak sizi yine üzebilir.

* Sürekli neden bekar olduğunuzu kendinize sorabilirsiniz. Bunu dert edip bir an önce yeni birini bulmak umuduyla karşınıza çıkan her erkekle ilişki
yaşayabilirsiniz. Sizin bu halinizi gören potansiyel eş adaylarını da bu arada kaçırma şansınız da yüksek.

* Aileniz ve arkadaşlarınız sizi rahatsız edici yorumlarıyla canınızı sıkabilirler. “Tam sana uygun bir çocuk buldum” diyerek çöp çatanlığa bile başlayabilirler.

Birlikteliğin avantajları

* Birlikteliğin sizin için doğru olduğuna karar verdiyseniz tadını çıkarın.

* Flört etmeye, yeni bir erkek arkadaş bulmaya, ayrılıklara ve boşanmaya son verdiniz. Artık rahatlayabilirsiniz.

* Birbirinizi hem duygusal, hem de maddi yönden destekleme şansına sahipsinizdir. Deneyimlerinizi ve kazanımlarınızı paylaşmak size iyi gelebilir.

* Beraberlik size derinlik katacaktır. Doğruluk, dürüstlük ve inançlar konusunda sizin tatmin olmanıza yardımcı olur.

* İlişkinizde aitlik, güven, istikrar ve devamlılık duygularını hissetmeye başladığınızda gelecek için güzel şeylerde düşünmeye de başlarsınız.

* Bekar arkadaşlarınıza göre kendinizi daha üstün hissedebilirsiniz.

* Arkadaş çevrenizi onun ailesi ve arkadaşları ile genişletebilirsiniz.

* Duygusal olarak kendinizi bağlı ve güvenli hissedersiniz.

Evlilik, aşkı öldürür mü? Tartışın!

Birlikteliğin dezavantajları

* Birliktelik, mutluluk ve memnuniyet için bir sigorta değildir. Çünkü tek başınayken mutlu olamıyorsanız hayatınızda biri olduğunda da mutlu olamayabilirsiniz. Sağlıklı ve uzun soluklu bir ilişki yaşamak istiyorsanız kendinizi eşinizle paylaşmalı, siz de olmayan ama onda olan olumlu özellikleri ondan almaya çalışmalısınız. Aksi takdirde hayal kırıklığı yaşayabilir ve pişman olabilirsiniz.

* Çok fazla deneyime sahip olmadan bir evlilik yaşarsanız ileride ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

* Eğlencenin ve özgürlüğün tadını kaçırmış olduğunuzu düşünebilirsiniz. Özellikle de çocuklar ve ev işleriyle uğraşmak zorundayken.

* Geleceğinizi planlamaya çalışırken kendinizi kapana sıkışmış hissedebilirsiniz.

* Başkalarına karşı sorumlu olduğunuz için sevgiliniz, eşiniz, ailesi v.s kızgın olabilirsiniz. Geç kalacağınızı söylemek bile olsa…

* Bazı şeyleri rutin bir şekilde yapmak zorunda olmak ev işleri gibi ve bazı rolleri oynamak sizi sinirlendirebilir.

* Yanlış bir erkeğe aşık olup incinebilirsiniz. Özellikle genç yaşta doğru kişiyi bulmak o kadar da kolay değildir.

* Oturmuş bir ilişkiyi bırakıp gitmek günlük yaşadığınız flörtlerden zordur.

* Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha az görüştüğünüz için,
yaşamınızın sadece iki kişi arasında geçtiğini düşünebilirsiniz.

* Kendinize ait özel hayatınız kalmayabilir. Onun yakın çevresi ve ailenizin ziyaretleri bazen programınızı bozabilir.

Sizin için en iyisi hangisi?

Bu soru için ne doğru ne de yanlış bir cevap söz konusudur. Çünkü herkes farklı yapılara sahiptir. Fakat kararsızsanız 20li yaşlarınızda evlenmeyi düşünmemelisiniz. Çünkü bu yaşlar kişiliğinizin gerçek anlamda şekillendiği, sorumluluk almaya ciddi anlamda başladığınız ve kimliğinizi bulmaya başladığınız dönemlerdir. Eğer genç yaşta evlenirseniz ilk etapta sevdiğiniz insanla size ait bir evde olmak cazip gelebilir. Fakat ilişkinizin rutine döndüğünde bu durum size sıkıcı gelmeye başlayabilir. Sizinle yaşıt olan kız arkadaşlarınız sorumluluktan uzak ve rahat bir hayat yaşarken bu sinir bozucu olabilir.

Erken yaşta evlendiğinizde eğer her şey yolunda gitmezse hâlâ önünüzde yaşayacağınız koca bir hayat ve deneyimleyeceğiniz uzun seneleriniz olacaktır. Fakat muhtemelen bir ilişkiyi istikrarlı ve başarılı hale getirebileceğiniz az hayat tecrübenize ve olgunluğa sahipsinizdir. Bir eş ya da sevgili için ne kadar uygun olduğunuzu sorguladığınızda aslında en doğru kararı ön sezilerinize dayanarak karar vermelisiniz. Sakince düşünmeye çalışın. Karşınıza çıkan kişiyi iyi analiz edin. onun Bay Doğru olabilme ihtimalini düşünerek Hatta tüm duygularınızı bir kenara not edin. Ortaya çıkan sonuçlara siz de çok şaşıracaksınız.

Ne yaparsanız yapın bir yuva kurup hayatınızı biriyle birleştirmeden önce 10 hayati soruyu mutlaka kendinize sorun.

1. Onu gerçekten seviyor musunuz, o da sizi seviyor mu?

2. Bu insana karşı kendiniz olabilecek misiniz?

3. Büyümeniz ve olgunlaşmanız için bu ilişkide yer var mı?

4. Sizin farklılıklarınız onun özellikleriyle tamamlanıyor mu, ya da tam tersi?

5. Bağlanmak ikiniz içinde kolay mı?

6. Dış etkenlerin etkisinde kalmaksızın sizin için ne hissediyor?

7. Bir birlikteliğin sorumluluğunu alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

8. Ailesi ve ailesi ile anlaşabilecek misiniz?

9. Birbirinize karşı toleranslı davranabilecek misiniz?

10. Aynı evde yaşamayı daha önce hiç deneyimlediniz mi?

Ciddi bir ilişki ya da evlilik ilişkisi içine girerken yapılan tercihler bireyin olgunlaşmasına ve ihtiyaçlarını fark etmesine göre şekillenir. 20li yaşların başlarında bireyler, genel olarak kurdukları ilişkiler içinde birbirine çok yapışık ve neredeyse kader ortaklığı niteliğinde ilişkiler kurmaya müsaittir. İlişkinin içinde hızlı gelişip büyüyen birey, ilişkiden beslenemediğinde ilişkiden çıkmayı talep edebilir. İlişkiden çıkmak bireyin yalnızlık korkularını açığa çıkarabilir ve mutsuz oluşa rağmen ilişki içinde kalınmasına da neden olabilir.

20li yaşlar bireylerin yeni hayat durumları ile karşılaştıkları ve bağımsızlık duygusunu daha yoğun hissetmek istedikleri dönemlerdir. Bu nedenle kişiler, ilişkinin kendilerini gerçekleştirmelerini engelleyeceği ve olmak istedikleri kendileri olamayacaklarından kaygılanıp ilişkiden kaçabilirler. Ortaya birbirinden zıt görünen iki ihtiyaç çıkar. Birine bağlı olmak, bir ilişki içinde olmak; karşılıklı olarak bir şeyler verip alabilmek anlamını taşır. Her birey bu ihtiyacı hisseder. Yalnız kalmak bağımlılık duygusundan kaçmak olarak değerlendirilemez. Yalnız kalmak bağımlılık duygusunun zıttı değildir. Kaygı verici nitelikte olmadan her insanın tercihli yalnız kalışlara da ihtiyacı vardır. Her ilişki bireylerin yalnızlığını da koruyabilmelidir.

Özellikle evlilik kararı vermeden önce birey kendi olabilme sürecini tamamlamış olmalıdır. Böylece kendi ihtiyaçlarını, ilişkiden beklentilerini, ilişkide yaşayabileceği kaygılarını fark edebilir. Daha keyifli ve doyumlu ilişkiler içine girebilir.