» İlişki Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı
10 March 2010,Wednesday

Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı

İlişki Kurtaran 8 Yalan

Yazan admin Tarih 04 Nisan 2009

Sevdiğinize güvenmek ve onunla her şeyi paylaşmayı istemeniz çok güzel.Fakat çok da doğru değil; bazı şeyleri söylememeniz ya da doğrusunu söylememeniz ilişkiniz için daha iyi olabilir.Beraber tatile çıktınız, evinde makyaj malzemelerinizi bırakacak kadar yakınlaştınız ve ortak bir gelecek hakkında konuşmaya başladınız. Görünen o ki ciddi bir ilişkiye doğru emin adımlarla ilerliyorsunuz. Bu aşamada kendinizi güvende hissedip erkek arkadaşınızla her şeyi paylaşmak isteyebilirsiniz. Durun! Çünkü bu, ilişkinin başında erkeğin çok çekici bulduğu o gizemli havayı öldürebilir. Bazı şeyleri kendinize saklamanız sizin yararınıza olacaktır. Hiç olmazsa şimdilik. Devamını oku »

Evlilik mi, Bekarlık mı?

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

20li yaşlarınızda deneyim kazandınız ve artık olgun bir kadınsınız, peki yolunuza bekar olarak mı devam etmeli yoksa evlenmeli misiniz diye karar veremiyor musunuz…

Birlikteliğin mi, yoksa yalnız kalmanın mı daha iyi olacağına karar vermeye çalışırız. Beraber olmak mı, bağımsız yaşamak mı? Kendini teslim etmek mi yoksa özgür olmak mı? Yaşadığınız olumsuz tecrübeler, hayal kırıklıkları hatta mutsuz bir aile ortamında büyümek bu ikilemi yaşamanıza neden olur. Oysa birçok insan bunun kararını rahatlıkla verebilirken siz hâlâ birçok endişeyi içinizde barındırırsınız. Evlilik değil, ciddi bir beraberlik bile sizi tedirgin etmeye yeterli olur. Bağlılık ve özgürlük noktasında bu hassas dengeyi kurmaya çalışırsınız. Ne zaman o dengeyi aşarsınız, işte o zaman hayatınızda eksik olan şeylere ihtiyaç duymaya başlarsınız.

Uzun soluklu bir ilişkiniz olduğunuzda, ait olma duygusu hoşunuza gidebilir. Fakat bazı noktalarda bu bağlılık kısıtlayıcı olmaya, sizi sıkmaya başlayabilir ve kendi hayatınız üzerinde daha fazla söz sahibi olma ihtiyacı duyabilirsiniz. Eğer bekarsanız ve özgürseniz, içinde bulunduğunuz bağımsız olma duygusu sizin hoşunuza gidebilir fakat sonrasında bu duygu yerini yalnız hissetmenize ve biri ile beraber olma isteğinize bırakabilir. Yeni bir ilişkiye başladığınızda da bağımlı olduğunuzu ve kısıtlandığınız duygusuna yeniden kapılıp yeni bir kısır döngünün içinde kendinizi hissedebilirsiniz.

Kararsızlık yaşıyorsanız

Eğer hâlâ içinde bulunduğunuz durumdan emin değilseniz, ikilemlerin içine düşmeniz çok normal. Bir birliktelik yaşamadan önce ayrılığı düşünüyor ya da bir evlilik yaşamadan önce boşanmayı düşünüyorsanız bu aslında sizin korkularınızın da bir göstergesidir. Oysa özgürlük ve bağlılığı bir arada yaşayabilirsiniz. Temelinde saygı, adalet, dürüstlük ve güven olan bir ilişki yaşadığınızda da hem özgürlüğü tadabilir hem de aitlik duygunuzu tatmin edebilirsiniz.

Birlikteliği ya da evliliği kısıtlayıcı bir durum gibi görmemek ve bakış açınızı genişletmeniz gerekir. Bu noktada empati kurmak, isteklerinizi birbirinize açıkça söylemek ve zaman zaman birbirinizi yalnız bırakmak bir ilişkide yapmanız gereken en önemli şeydir.

İşte her iki durumda da yaşayacağınız avantajlar ve dezavantajlar listesi:

Bekar olmanın avantajları

* Kendinizi keşfetmek ve geliştirmek, yani kendiniz olmak için yeterli özgürlüğe sahipsinizdir. Fedakarlık yapmak zorunda kalmazsınız. İstediğinizi yapabilirsiniz. Örneğin dans dersleri alabilir, İspanyolca öğrenebilir, evinizde kedi ya da köpek besleyebilirsiniz. Ayrıca geride bırakacağınız hiçbir şeyinizde yoktur. İstediğinizde yeni bir ev, yeni bir iş ve farklı bir şehirde yaşamayı bile düşünebilirsiniz.

* Başka birinde mutluluğu aramak yerine kendinizde mutluluğu elde etmeyi öğrenirsiniz.

* Eksiksiz, çok yönlü ve özgürsünüzdür. Gelecekte yaşayacağınız ilişkilerinizde daha mükemmel vasıflarla girme şansına sahip olabilirsiniz. Her anlamda tam bir donanıma sahip olmak, tek başına rahat bir yaşam sürebilmek ve ayaklarınızın üzerinde dimdik durmak ilerde yaşayacağınız ilişkilerinizi olumlu yönde etkileyecektir.

* Mali konularda daha fazla söz hakkına sahipsinizdir. Nereden alışveriş yaptığınız ya da yüksek bir fiyata aldığınız ayakkabı için hesap vermek zorunda değilsinizdir.

* Her erkekte olan horlama, yorganı çekme, geğirmek ve tıraş takımlarını lavaboda bırakmak gibi sinir bozucu durumlarla karşı karşıya kalmazsınız.

* Kız arkadaşlarınızla, ailenizle ve gönül işlerinizle daha fazla vakit ayırabilirsiniz. İhmal ettiğiniz ve size destek olan kişilerle ilişkilerinizi rehabilite etme şansınız olur.

* Dışarıya rahatlıkla çıkabilir ve yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Bunun içine yeni erkek arkadaşlarınızı da ekleyebilirsiniz.

* Eve geldiğinizde yemek yapmak, çamaşır yıkamak, evi toplamak gibi zorunluluklarınız olmaz. İstediğiniz zaman bunları yapabilirsiniz. Üstelik en önemlisi gömlek ütülemekten artık yorgun düşmezsiniz.

Bekar olmanın dezavantajları

* Kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Özellikle etrafınızda o kadar çift varken ve aileniz artık biri ile birlikte olmanızı isterken.

* Bunu başarısızlık olarak değerlendirebilirsiniz ve bu konuda kendinizi acımasızca eleştirebilirsiniz. Hatta depresyona bile girebilirsiniz.

* Bekar olduğunuz için etrafınızdaki adaylar arasında bir tercih yapmakta zorlanabilirsiniz. Ama uzun süre bekar kalırsanız ve ince eleyip sık dokursanız elinize geçen fırsatları değerlendiremeyebilirsiniz.

* Flört etmek bir sürüklenmeye sebep olabilir. Kadınlar ve erkekler sürekli farklı şeylerin peşindedirler. Kadınlar kendilerini anlayan, güvenebilecekleri bir erkek ararken; erkekler ise rahat bir ilişki yaşayabilecekleri bir kadın ararlar.

* Bir çiftin sahip olduğu şeyleri gördüğünüzde üzülebilirsiniz. Birbirine ruh ikiziyim diyen ve onunla bir ömür boyu yaşamak istediğini söyleyen bir çifti ya da çocuklarıyla oyun oynayan bir aileyi gördüğünüzde bazı şeyleri kaçırmış hissine kapılabilirsiniz. Fakat evlendiğinizde bile bazı şeyleri geç yaşamış olmak sizi yine üzebilir.

* Sürekli neden bekar olduğunuzu kendinize sorabilirsiniz. Bunu dert edip bir an önce yeni birini bulmak umuduyla karşınıza çıkan her erkekle ilişki
yaşayabilirsiniz. Sizin bu halinizi gören potansiyel eş adaylarını da bu arada kaçırma şansınız da yüksek.

* Aileniz ve arkadaşlarınız sizi rahatsız edici yorumlarıyla canınızı sıkabilirler. “Tam sana uygun bir çocuk buldum” diyerek çöp çatanlığa bile başlayabilirler.

Birlikteliğin avantajları

* Birlikteliğin sizin için doğru olduğuna karar verdiyseniz tadını çıkarın.

* Flört etmeye, yeni bir erkek arkadaş bulmaya, ayrılıklara ve boşanmaya son verdiniz. Artık rahatlayabilirsiniz.

* Birbirinizi hem duygusal, hem de maddi yönden destekleme şansına sahipsinizdir. Deneyimlerinizi ve kazanımlarınızı paylaşmak size iyi gelebilir.

* Beraberlik size derinlik katacaktır. Doğruluk, dürüstlük ve inançlar konusunda sizin tatmin olmanıza yardımcı olur.

* İlişkinizde aitlik, güven, istikrar ve devamlılık duygularını hissetmeye başladığınızda gelecek için güzel şeylerde düşünmeye de başlarsınız.

* Bekar arkadaşlarınıza göre kendinizi daha üstün hissedebilirsiniz.

* Arkadaş çevrenizi onun ailesi ve arkadaşları ile genişletebilirsiniz.

* Duygusal olarak kendinizi bağlı ve güvenli hissedersiniz.

Evlilik, aşkı öldürür mü? Tartışın!

Birlikteliğin dezavantajları

* Birliktelik, mutluluk ve memnuniyet için bir sigorta değildir. Çünkü tek başınayken mutlu olamıyorsanız hayatınızda biri olduğunda da mutlu olamayabilirsiniz. Sağlıklı ve uzun soluklu bir ilişki yaşamak istiyorsanız kendinizi eşinizle paylaşmalı, siz de olmayan ama onda olan olumlu özellikleri ondan almaya çalışmalısınız. Aksi takdirde hayal kırıklığı yaşayabilir ve pişman olabilirsiniz.

* Çok fazla deneyime sahip olmadan bir evlilik yaşarsanız ileride ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

* Eğlencenin ve özgürlüğün tadını kaçırmış olduğunuzu düşünebilirsiniz. Özellikle de çocuklar ve ev işleriyle uğraşmak zorundayken.

* Geleceğinizi planlamaya çalışırken kendinizi kapana sıkışmış hissedebilirsiniz.

* Başkalarına karşı sorumlu olduğunuz için sevgiliniz, eşiniz, ailesi v.s kızgın olabilirsiniz. Geç kalacağınızı söylemek bile olsa…

* Bazı şeyleri rutin bir şekilde yapmak zorunda olmak ev işleri gibi ve bazı rolleri oynamak sizi sinirlendirebilir.

* Yanlış bir erkeğe aşık olup incinebilirsiniz. Özellikle genç yaşta doğru kişiyi bulmak o kadar da kolay değildir.

* Oturmuş bir ilişkiyi bırakıp gitmek günlük yaşadığınız flörtlerden zordur.

* Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha az görüştüğünüz için,
yaşamınızın sadece iki kişi arasında geçtiğini düşünebilirsiniz.

* Kendinize ait özel hayatınız kalmayabilir. Onun yakın çevresi ve ailenizin ziyaretleri bazen programınızı bozabilir.

Sizin için en iyisi hangisi?

Bu soru için ne doğru ne de yanlış bir cevap söz konusudur. Çünkü herkes farklı yapılara sahiptir. Fakat kararsızsanız 20li yaşlarınızda evlenmeyi düşünmemelisiniz. Çünkü bu yaşlar kişiliğinizin gerçek anlamda şekillendiği, sorumluluk almaya ciddi anlamda başladığınız ve kimliğinizi bulmaya başladığınız dönemlerdir. Eğer genç yaşta evlenirseniz ilk etapta sevdiğiniz insanla size ait bir evde olmak cazip gelebilir. Fakat ilişkinizin rutine döndüğünde bu durum size sıkıcı gelmeye başlayabilir. Sizinle yaşıt olan kız arkadaşlarınız sorumluluktan uzak ve rahat bir hayat yaşarken bu sinir bozucu olabilir.

Erken yaşta evlendiğinizde eğer her şey yolunda gitmezse hâlâ önünüzde yaşayacağınız koca bir hayat ve deneyimleyeceğiniz uzun seneleriniz olacaktır. Fakat muhtemelen bir ilişkiyi istikrarlı ve başarılı hale getirebileceğiniz az hayat tecrübenize ve olgunluğa sahipsinizdir. Bir eş ya da sevgili için ne kadar uygun olduğunuzu sorguladığınızda aslında en doğru kararı ön sezilerinize dayanarak karar vermelisiniz. Sakince düşünmeye çalışın. Karşınıza çıkan kişiyi iyi analiz edin. onun Bay Doğru olabilme ihtimalini düşünerek Hatta tüm duygularınızı bir kenara not edin. Ortaya çıkan sonuçlara siz de çok şaşıracaksınız.

Ne yaparsanız yapın bir yuva kurup hayatınızı biriyle birleştirmeden önce 10 hayati soruyu mutlaka kendinize sorun.

1. Onu gerçekten seviyor musunuz, o da sizi seviyor mu?

2. Bu insana karşı kendiniz olabilecek misiniz?

3. Büyümeniz ve olgunlaşmanız için bu ilişkide yer var mı?

4. Sizin farklılıklarınız onun özellikleriyle tamamlanıyor mu, ya da tam tersi?

5. Bağlanmak ikiniz içinde kolay mı?

6. Dış etkenlerin etkisinde kalmaksızın sizin için ne hissediyor?

7. Bir birlikteliğin sorumluluğunu alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

8. Ailesi ve ailesi ile anlaşabilecek misiniz?

9. Birbirinize karşı toleranslı davranabilecek misiniz?

10. Aynı evde yaşamayı daha önce hiç deneyimlediniz mi?

Ciddi bir ilişki ya da evlilik ilişkisi içine girerken yapılan tercihler bireyin olgunlaşmasına ve ihtiyaçlarını fark etmesine göre şekillenir. 20li yaşların başlarında bireyler, genel olarak kurdukları ilişkiler içinde birbirine çok yapışık ve neredeyse kader ortaklığı niteliğinde ilişkiler kurmaya müsaittir. İlişkinin içinde hızlı gelişip büyüyen birey, ilişkiden beslenemediğinde ilişkiden çıkmayı talep edebilir. İlişkiden çıkmak bireyin yalnızlık korkularını açığa çıkarabilir ve mutsuz oluşa rağmen ilişki içinde kalınmasına da neden olabilir.

20li yaşlar bireylerin yeni hayat durumları ile karşılaştıkları ve bağımsızlık duygusunu daha yoğun hissetmek istedikleri dönemlerdir. Bu nedenle kişiler, ilişkinin kendilerini gerçekleştirmelerini engelleyeceği ve olmak istedikleri kendileri olamayacaklarından kaygılanıp ilişkiden kaçabilirler. Ortaya birbirinden zıt görünen iki ihtiyaç çıkar. Birine bağlı olmak, bir ilişki içinde olmak; karşılıklı olarak bir şeyler verip alabilmek anlamını taşır. Her birey bu ihtiyacı hisseder. Yalnız kalmak bağımlılık duygusundan kaçmak olarak değerlendirilemez. Yalnız kalmak bağımlılık duygusunun zıttı değildir. Kaygı verici nitelikte olmadan her insanın tercihli yalnız kalışlara da ihtiyacı vardır. Her ilişki bireylerin yalnızlığını da koruyabilmelidir.

Özellikle evlilik kararı vermeden önce birey kendi olabilme sürecini tamamlamış olmalıdır. Böylece kendi ihtiyaçlarını, ilişkiden beklentilerini, ilişkide yaşayabileceği kaygılarını fark edebilir. Daha keyifli ve doyumlu ilişkiler içine girebilir.

İlişkiniz Bitti Peki Ya Şimdi

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Uzmanlar teselliyi başkasında aramaktan yana değil. Peki ayrılık acısıyla beraber gelebilecek yeni bir ilişkinin geleceğini nasıl yönlendirmelisiniz…

Yapılan araştırmalar sonucu edinilen bilgilere göre uzmanlar; biten bir aşkın
ardından yeni bir ilişkiye başlamadan önce;gerektiğinde risk alarak gelişmek gerektiğini söylüyor.. Ancak bu sayede ilk hataları tekrarlamamak mümkün olduğunu belirtiyorlar..

Biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiyi risk olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Ama bu endişe, yine de çoğu zaman teselliyi bir başka insanda aramaya engel olamıyor. Peki, böyle bir ilişki ne kadar doğru?

Psikiyatristler, insanların yeni bir ilişkiye başlamadan önce mutlaka içlerinde özeleştirilerini yapmaları gerektiğini belirtiyor.Uzmanlara göre, mutluluğun yolu,değişmek ve gelişmek ten geçiyor.

İnsanlar biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişki için endişe duyuyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl düşünülmeli?İnsanlar ya terk ediyorlar ya da terk ediliyorlar. Eğer terk edilirlerse, o partner ile ilgili bir hayal kırıklığı, acı, öfke yaşanıyor. Partnerden yola çıkılarak, erkekler böyledir ya da kadınlar böyledir diye genelleme yapılabiliyor. Bu da tabii bir sonraki ilişkiyi olumsuz etkiliyor. Genel olarak, karşı cinsle ilgili bir tür güvensizlik, öfke ya da uzak durma eğilimi olabiliyor. Bir başka yaklaşım ise, yalnızlık korkusu olabiliyor. Bu insanların kendilerine güvenleri azalıyor ya da endişeli, kaygılı olabiliyorlar. Bu gruptaki risk; çok çabuk, bir şekilde önlerine gelen ilk kişiyle bir ilişkiye başlamak. Kendilerine hiç de uygun olmayan ama ruhlarını okşayacak bir partner tercih edebiliyorlar. Partnerin sevecen, güvenilir, dengeli olması lazım. Ama ayrılan insanlar çok çabuk bir ilişkiye başladıklarında, eski ilişkilerinin kriterlerini baz alıyorlar. Yani eski partner, güvenilmezse, güvenilir olduğunu düşündükleri ilk kişi ile birlikte oluyorlar. Oysa biz bunu önermiyoruz. Bir insan çok güvenilir olabiliyor ama sevecen olamayabiliyor.

İkinci ilişkide ilk ilişkideki hataları tekrarlamamak mümkün mü?
Genellikle ilişkide ortaya çıkan sorunlar, her iki tarafın da çeşitli oranlarda katkılarıyla ortaya çıkıyor. Kişinin o ilişkinin iyi gitmemesine, kötü gidişine kendi katkısını fark etmesi çok önemli. İlişkinin gidişatıyla ilgili sorunlar ortaya çıktığı zaman nasıl çözmeye çalıştıkları, kaçma eğiliminde olup olmadıkları da çok önemli. Kişi eğer bu sorunlara kendi katkısını görmezse, o zaman aynı sorunlu davranışları bir sonraki ilişkiye taşıyor. Genellikle erkeklerdeki
sorun, kendilerini partnerlerinin yerine koymuyor, empati kuramıyorlar. Kadın olduğunu çoğunlukla unutup, erkek arkadaşlarıyla kavga eder gibi ediyorlar. Kadının dünyasını duygularını ve bakış açısını kafalarında canlandıramıyorlar. Erkek sert konuştuğunda, kadına onu sevmediği mesajları gidiyor. Ve bu da kadını çok yaralıyor. Kadın ise, kendi isteklerinin onu ifade etmeden karşılanmasını istiyor. Söylendikten sonra kıymeti yok anlayışı ilişkileri tehdit eder. Kadın erkekten zihnini okumasını bekliyor ama erkek bunu yapamayabilir, kadının ifade etmesi gerek. İnsanlar, iyi bir ilişkide karşılıklı olarak isteklerini dile getirebilmeli. Bir de partnerlerinin istek ve ihtiyaçlarını yerine getirirken, bunu partnerlerinin istediği tarzda yapmayı başarmalılar.

Sağlıklı bir ilişki nasıldır?
Sağlıklı bir ilişkinin ilk prensibi, bizim düşündüğümüz tarzda sağlıklı bir ilişkinin olmadığını kabul etmekle başlıyor. Sorunsuz ilişkiler sadece filmlerde var. Ortaya çıkan sorunları birlikte başarmaya hazır olmak, bunun için fedakârlık yapmak gerek. Değişimin olmadığı bir ilişki düşünmek mümkün değil. Ben böyleyim, buna uyacaksın demek aslında bir ilişkiyi yetersiz olmaya mahkum etmekten başka bir şey değildir.

İlişkide dürüstlüğün dozu ne olmalı?İnsanların yaşamlarında mutlak dürüstlük zaten yok. Böyle bir dünya yok. Belki şunu ayırmak lazım: Karşısındaki insanı kandırmaya, aldatmaya yönelik olarak, aslında söylenebilecek bir şeyi, kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılayarak, söylememek. Yani kendisine bir avantaj yaratmak… Dürüst olmamak ile aldatmayı birbirinden ayırmamız gerekir. Arkasındaki niyete bakmak gerekir. Ona asla güvenemem yaklaşımında, nasıl şartlarda, nasıl yalan söylenmiş, test etmek lazım karar vermeden önce. Bir de karşımızdaki insan dürüst olamadıysa, bunda bizim payımız ne, ona da bakmalıyız. Bazı partnerlerin hiç toleransları yoktur. Sınırların çok dar olduğu bir noktada karşınızdaki insanın dürüst olmamasını, aslında siz planlamış olursunuz. Aldatma ile dürüstlüğü, birbirinden ayırmak gerekiyor. Eğer partnerinizi aldatıyorsanız, ya da o sizi aldatıyorsa, hiç şansınız yok demektir. Kendinizi, karşınızdaki insanı ve ilişkiyi gözden geçirmelisiniz. İyi gitmeyen bir ilişkiden sonra, eden iyi gitmedi diye de bakmak gerekir.