» 2008 » Ekim Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı
09 September 2010,Thursday

Kadın Sağlık, Güzellik, Cilt Bakımı, Makyaj, Diyet, Güzellik, Kadınlar Kulübü, Moda, Kadın Portalı

Ekim, 2008 için Arşiv

Saçlarınızı Boyarken Yıpratmayın

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Güzelliğin vazgeçilmez unsurlarından olan saçlarınızı güzeleştirmeye çalışırken iyice yıpratmayın. Çünkü saçlarınız kaybetmeyi göze alamayacağınız şeylerin başında gelir. Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli?

Saç rengini değiştirmek, beyazları gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için en uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınmalı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım? İşte aradığınız bütün cevaplar burada!

Kına çok popülerdir. Kınanın avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmamasıdır. Kına en fazla tanınan doğal saç boyasıdır.

Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan da yetiştirilen bir bitkiden elde edilir. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarından geçer. Bunlar da maun ve kumral yansımalar elde edilmesine neden olur.

Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılır. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmaz; bu nedenle bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gider.

Doğal boyalar saç telinin içine nüfuz etmez, beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız nötr kına uygulayın: boya maddelerinden arınmış kına saçınızı boyamaz.

Doğal boyaların özelliği, sentez ile elde edilmiş boyalara oranla çok daha ufak moleküllerden oluşmasıdır. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.

Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar; çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.

Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta “havuç turuncusu” gibi bir sonuç istenmiyorsa, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.

Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun süre tutar. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Kızlar Makyaj Zamanı

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Güzellik ve makyaj deyince kızlar için akan sular durur bilirsiniz. Makyaj yaparken nelere dikkat etmeli, sabah kalkınca gördüğümüz şiş gözlere ne yapmalı? Merak ettiğiniz soruları ve kusursuz makyaj için gereken ipuçlarını FlorMarın Pazarlama Direktörü Arzu Kartal a sorduk, o da cevapladı.

Kızlar; bu röportajdaki püf noktalarıyla buyrun güzelleşmeye…

Bu sezon FlorMar da ne ve makyajda hangi renkler moda?
Bu sezon, makyajda doğallık hakim. Böylece kadınların kendi tabii güzellikleri de daha ön planda olacak. Doğal görünümden bahsederken, makyaj yapmamaktan bahsetmiyoruz ama ağır bir makyaj yerine, yumuşak, açık, mat tonları tercih edebilirsiniz. Markamızda daha sıcak, daha altın ve kahve tonları moda!

Müşterilerinize ne vaad ediyorsunuz?
FlorMar; her zevke ve her ihtiyaca yönelik birbirinden farklı yüzlerce ürününü geniş renk alternatifleriyle tüketicilerine sunuyor. Yapılan pazar araştırmalarına göre FlorMar Türkiye nin hem en iyi bilinen ve hem de en çok güvenilen yerli kozmetik markası#8230; Bu da FlorMar ın çok geniş kitlelere ulaşabilmiş ender yerli markalardan biri olduğunun önemli bir göstergesi.

Makyaj ya da güzellik ürünleriyle ilgili yapılan yanlışlar…
Makyaj yaparken, cildin doğal renginize uygun tonlar seçilmez ise, renkler ciltte yapay durur. Böylece bol makyajlı plastik bir görünüm doğar, canlı ve doğal görünümden uzaklaşılır. Ayrıca güzel görünmek için yüz şeklinize göre makyaj yapmalı ve ürünleri bu doğrultuda vurgulamalısınız: Oval, yuvarlak, kare, uzun, üçgen, köşeli yüze göre ayrı ayrı ışık veren makyaj tekniği ve renkler kullanılarak en uygun makyaj yapılmalıdır.

FlorMar hangi sloganla yola çıkıyor?
Geniş ürün yelpazesini yüksek kalite ve uygun fiyat prensibi ile tüketicilerine sunuyor.

Makyaj malzemeleri ve güzellik ürünleri ile ilgili yapılması ve dikkat edilmesi gerekenler vs… Kusursuz makyajın ipuçları nelerdir?
Makyajın yüzde doğal ve güzel durması için cilt tipine uygun ürünler seçmek,makyajın ilk şartıdır.

Kapatıcıların cilt rengiyle uyumu mutlaka uygun ışıkta denenmelidir.

Fondöteni alttan cilt gözükecek kadar ince sürmek, doğal görünmesini sağlar.

Kuru cilt problemi olanlar fondötene nemlendirici eklemelidir.

Elmacık kemiğinin en sivri olduğu nokta en koyu allık sürülecek noktadır.

Aydınlık ve canlı bakışlar için göz makyajına başlamadan önce, göz altındaki koyuluklar ten rengine uygun bir concealer ile kapatılmalı ve pudrayla sabitlenmelidir.

Göz kalemi gözler büyükse içine, küçükse dışına çekilmelidir.

Göz kapağına süreceğiniz eyeliner, kirpiklerinizi daha gür gösterir.

Eyelinerı gözün dış ucundan içeri doğru uygulamak doğrudur.

Daha uzun kirpikler için maskara kirpiklerin üstünden yana doğru sürülmelidir.

Dudakların daha dolgun gözükmesi için dudağın ortasına daha koyu renk ruj uygulanmalıdır.

Dudak kaleminin rengi ruj renginin bir iki ton koyusu olmalıdır.

Geceleri iyi uyuduğu halde sabahları genelde şişkin gözlerle uyanabiliyor çoğu kişi. Ne yapılabilir bunu önlemek için?
Şişkin gözlerin genel nedeni gece yatmadan önce yağlı nemlendiricilerin göz kapaklarına uygulanmasıdır. Halbuki göz çevresi hassas olduğundan göz için ayrı bir nemlendirici kullanılmalıdır.

Gece ve gündüz kremleri arasındaki farklar nelerdir?
Çoğu gündüz kremi sizi UV ışınlarından korumak için güneş koruma faktörü içerir, ama gece kremlerinde buna ihtiyaç yoktur. Gece vücudunuz nemi daha çok emer ve siz uyurken cildinizi yeniler.

Otuzlu yaşlarında olan ve giderek daha fazla kırışıklık fark etmeye başlayanlar için bu sorum: daha genç görünmek için neler yapmalılar?
İlk ve en önemli olarak yapılması gereken şey cildinizi güneşten korumaktır. Çünkü güneş ışınları cildinizin daha çabuk yaşlanmasına neden olur. Kırışıklıklar için en ideal çözüm güneş koruma faktörü içeren iyi bir nemlendirici kullanmaktır.

Yüzümüze ne kadar sıklıkla peeling uygulanmalı?
Cildimizin daha canlı görünmesi için haftada iki kez ölü hücrelerden cildimizi arındırmalıyız.

Yazın cilt mükemmelken kışın pul pul ve kupkuru olabiliyor. Bu kuruluğu önlemek için yapılması gerekenler neler?
Cilt kürünüzü mevsime göre değiştirmelisiniz. Kışın daha yoğun yüz maskeleri veya nemlendiriciler kullanmalısınız. Her gün en az bir litre su içmeniz cildinizin çok daha taze ve canlı görünmesini sağlayacaktır. Unutmayın ki kışın bile UV ışınları cildinize zarar verebilir bu yüzden kışın da güneş koruma faktörü içeren ürünler kullanmalısınız.

Makyaj ürünlerinin çoğu güneş koruma faktörü içeriyor, güneşten koruyan başka ürünler kullanılmasına gerek var mı?
SPF içeren makyaj ürünleri gün içerisinde cildinizi korumak açısından ideal. Fakat güneşlenirken yeterli olmayacaktır bu yüzden uzun süre güneş ışığına maruz kalacaksanız yüksek faktörlü bir kremi sürmenizde fayda var.

Fondöteni ciltte test edebilecek en iyi yer neresi?
Fondöteni elinizde denemeyin çünkü elinizin tonuyla yüzünüzün tonu hiçbir zaman aynı değildir. Fondöteni uygulayabileceğiniz en iyi yer çene çizgisidir. Eğer fondöten teninizde kayboluyorsa o zaman o ton sizin için doğru renktir.

Çoğu bayanın şikayetidir bu; sabahları uyandığımızda gözler genellikle yorgun ve kırmızı görünür. Sağlıklı ve canlı gözler için neler yapılmalı?
Gözlerinizi büyütmek ve daha parlak görünmelerini sağlamak için az bir miktar kapatıcıyı gözün iç köşesine sürebilir ve alt kirpiğinize açık renk bir göz kalemi ile çizgi çekebilirsiniz.

Makyaj malzemelerini ve fırçalarını nasıl temiz tutabiliriz?
Makyaj malzemeleriniz özellikle de fırçalarınız bakteri oluşumuna yatkındır. Temizlikleri sağlanmadığı takdirde cildinizde çeşitli lekeler oluşabilir. Bunun için makyaj süngerlerinizi ve fırçalarınızı düzenlikleri olarak yıkamalı veya silmelisiniz.

Cilt Bakımı

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Bütün maskeler yüzde kuruma işlemine dayanır ve “yıkanan” ve soyulan” olmak üzere ikiye ayrılır. Suyla çıkarılanlar yüzü daha iyi temizlerler. Çoğunda kil, kum türü bir madde olan silikon bulunur. Bunlar yağı, kiri emerler. Bazı maskelerde de sakızlar, proteinler vardır.

Bunlar bir yapışkan etkisiyle çıkarıldıkları zaman, cilt üstündeki kiri ve bazı ölü hücreleri de beraberlerinde götürürler. Bu tip maskeler yıkananlar kadar iyi temizleyici değillerse de aynı derecede iyi canlandırıcıdırlar. Ne tipte maskeyi, ne kadar sıklıklauygulayacağınız ise tamamen cildinizin cinsine bağlıdır. Eğer cildiniz yağlıysa, maskeyi haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildiniz normal ise haftada bir kez, kuru ise yine haftada bir kez uygulayabilirsiniz; fakat kuru ciltler için mutlaka nemlendirici özelliği olan bir maske uygulamalısınız. Bu arada sakın vücudunuzu da ihmal etmeyin - nemlendirici özelliği olan-maskeleri vücudunuza da çekinmeden uygulayabilirsiniz. İşte size, mutfağınızda bulunan ya da çarşıda bulabileceğiniz malzemeleri kullanarak yapabileceğiniz birkaç maske önerisi:
Avokado maskesi

Kış mevsiminin sert etkisini yüzünüzden silebilmek için ideal çözüm. Püre haline getirilmiş avokadoya bir iki damla zeytinyağı ve limon suyu ekleyin. Yüzünüze sürüp on dakika bekleyin. Avokado maskesi yüzünüzdeki pürüzlü tabakayı yok etmekle kalmayıp ayrıca sağlıklı bir cildin ihtiyacı olan vitaminleri de sağlayacak ve cildi besleyecektir.

Yulaf ezmesi maskesi

Cildin derinlemesine temizlenmesini ve siyah noktalardan kurtulmanızı sağlamak için birebirdir. Bu maske ayrıca ciltteki gözeneklerin içerisine dolan pislikleri temizleyip, fazla yağlanmayı da önler. Bu etkileri sağlamak için pişmiş yulaf ezmesini yüzünüze sürün, 15 dakika kadar kurumasını bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayabilirsiniz. Cildinizdeki değişikliği hemen fark edeceksiniz.

Gül maskesi

İtici bir görünüme sahip, pul pul dökülen kuru bir cilde sahipseniz bu görünümden kurtulmanızı sağlar. Kurutulmuş gül yapraklarını ufalayarak süt, mısır nişastası ve bir parça bal ile karıştırın. 15 dakika beklettikten sonra, bu karışımla yüzünüze yavaş yavaş masaj yapın. Bu masaj sayesinde cildiniz yeteri kadar neme sahip olacaktır.

Nane maskesi

Yorgun yüzünüzü canlandırmak için idealdir. Püre haline getirilmiş yarım muz ile, 1/4 büyük boy fincan elma suyunu karıştırın ve üç damla nane yağı ilave edin. Sonra bu karışımı yüze sürülebilecek hale getirmek için, içerisine mısır nişastası ekleyin. Hazırladığınız karışımı yüzünüzde en az on dakika bekletin ki, ölü cildiniz tekrar canlansın. Böylece uykusuz gecelerin hakkından kolaylıkla gelebi

Yoğurt

Ciltteki çok ince çizgileri onarıcı güce sahip asitler içerir. Yoğurda iki kaşık bira mayası ekleyip, yüzünüzde on dakika bekletin. Sonuç: Pürüzsüz bir cilt.

Ceviz Maskesi

Ölü hücrelerle kaplı bir cilde yeniden hayat verir, çünkü ceviz ölü hücreleri yok eder. Cevizleri iyice öğütün, içine bir kaşık bal, bir kaşık portakal suyu ve dört kaşık da süt ekleyin. Bu karışımı on dakika yüzünüzde bekletin ve masaj yapın. Bu masaj pul pul görünümden kurtulmanızı sağlayacak. Bu işlemin ardından yüzünüzü ılık suyla durulamayı da unutmayın…

Tırnak Bakımının Püf Noktaları

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Bakımlı Tırnaklar Hayal Değil
Tırnaklarınızı çabuk mu kırılıyor? Tırnaklarınızdaki renk değişikliklerin veya çizgilerden mi şikayetsiniz? Tırnaklarınızın daha çabuk uzamasını mı istiyorsunuz? Peki tüm bu belirtilerin ne gibi sağlık sorunlarının işareti olabileceğini biliyor musunuz? Tırnaklarımızın bize bazı uyarılar gönderdiğini belirten Uz. Dr. Cevat Yegani, bakımlı ve sağlıklı tırnaklara sahip olmak isteyenlere şu önerilerde bulunuyor…
Tırnaklar; parmak uçlarını koruyan, tutmayı ve zarif el işlerine olanak sağlayan bir deri ekidir. Tırnak kökündeki deriden gelişen sert boynuzsu yapı olan tırnak plağı, elde 3-4 ay, ayakta ise 6-8 ayda uca doğru uzamaktadır. Doğan Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanlarından Uz. Dr. Cevat Yegani; pek de önem vermediğimiz tırnaklarımızın bize bazı uyarılar gönderdiğini ve bu nedenle onlara iyi bakmamız gerektiğini belirtiyor.
Uz. Dr. Cevat Yegani in verdiği bilgilere göre hastalar en çok tırnaklarının çabuk kırılmasından şikayet ediyor. Bunun en önemli sebebinin ise suda fazla beklemiş olan tırnağın keratin tabakasının incelmiş olması. Tırnaklarda oluşan dikey çizgilerin ise birçok sebebi olabilir; bunun nedeninin sedef hastalığı olabileceği gibi egzama hastalığında da böyle bir görüntü bozukluğuna rastlanmaktadır. Hastaların önemsemediği bir başka durum ise tırnakların sararmasıdır. Bu aslında ciddi bir mantar enfeksiyonu ya da lenf dolaşımı hastalıklarında görülen bir fiziksel bozukluktur ve ciddiye alınması gerekmektedir. Tırnak sararması bu gibi önemli hastalıkların habercisi olabileceği gibi çok sık oje sürüp çıkartmanın da tırnakları sarartabileceğini unutulmamalıdır.

Tırnaklarınızın Hızlı Uzamasını İstiyorsanız…

Uz. Dr. Cevat Yegani in tırnaklarının hızlı uzamasını isteyen bayanlara önerdiği en önemli yol ise yeterince protein, mineral ve vitamin almaları. Tırnak yemenin de önüne geçmek gerektiğini belirten Uz. Dr. Cevat Yegani, günlük strese bağlı olarak tırnak yeme alışkanlığının tırnak deformasyonuna neden olduğunu, bunun da kişilerin psikolojisini etkilediğini söylüyor. Eczanelerde rahatça bulunabilecek acı ojeleri sürmek gibi basit yöntemler ile bu alışkanlık terk edilmez ise psikiyatrik destek almaları gerekebilir.
Öte yandan bilindiği gibi, manikür yaptırmak artık kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de bir ihtiyaç haline geldi. Tırnak etlerini aldırmanın doğru veya yanlış olacağı konusunda net bir şey söylemenin yanlış olacağını ifade eden Uz. Dr. Cevat Yegani, şu bilgileri veriyor: “Fakat sert yapılan manikürün hem tırnağa hem de tırnak etlerine zarar erdiği de tartışma götürmez bir gerçektir. Bu sebeple manikürün doğru yerde ve doğru kişilerle yaptırılması gerekmektedir.”

Tırnak Sağlığınızı Korumak İçin Bunlara Dikkat Edin!

· Sık sık tırnak dövmesi yaptırmaktan ve her gün oje tazelemekten kaçının çünkü oje çıkartıcılar tırnağınıza zarar vermekte bir süre sonra tırnağın rengi değişmektedir.
· Tırnağınızdaki şekil ve renk değişikliklerini ciddiye alın. Bu konuyu muhakkak bir uzmanla paylaşın.
· Tırnağınızı uzun süre güçlü deterjanlar ve çözücü maddeler ile temas ettirmeyin.
· Sık sık gereksiz yere ellerinizi yıkamayın.
· Manikür yaptırırken seçici olun bu işlemi dezenfeksiyona gerçekten önem verilen ve doğru işlem yapabilecek yerlerde yaptırın.
· Cildinize uygun nemlendirircileri düzenli olarak kullanın.

Bakımlı Tırnaklar İçin Birkaç Pratik Öneri

· Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın.
· Tırnaklarınızı başka bir obje ile bastırmayın.
· Tırnaklarınızı fazla uzatmayın, hem görünüş olarak hoş olmaz hem de çabuk kırılır.
· Aseton kullanımını minimuma indirin.
· Tırnaklarınızı bir “alet” gibi kullanmayın.
· Haftada 1-2 gün oje sürmeyerek tırnaklarınızı havalandırın.
· Bulunduğunuz ortanım nemlilik oranına göre nemlendirici kullanın.
· Takma tırnak kullanıyorsanız ara sıra tırnaklarınızı serbest bırakmalınız.
· Tırnak törpüleme işlemini en aza indirin ve metal törpü kullanmayın.
· E vitamini içeren nemlendiriciler kullanın.

Kırışıklıklar İçin Estetiğe Gerek Yok!!!

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Uzmanlar yaşlanmanın altında yatan nedenleri bulma arayışlarında, cildin yaşlanmasının temel ilacının hücre yenilenmesi olduğunu buldular. Hücre yenilenmesinin temel maddesi ise protein. Hücrelerimizin yapıtaşları aminoasitlerden oluşmaktadır.

Protein sindirilirken amino asitlere parçalanarak hücrelerin kendilerini yenilemelerinde kullanılır. Yeterince protein alınmazsa vücudumuzun yaşlanma süreci hızlanır. Bu basit gerçek, beslenmeye bakışınızı gelecek öğünden başlayarak değiştirebilir.

En iyi protein seçenekleri

Tam yağlı süt ve süt ürünlerinde ve kırmızı ette sığır, kuzu, dana dahil blo miktarda asit bulunmaktadır, dolayısıyla sınırlı porsiyonlarda tüketilmelidir. Onun yerine, balık, yumurtanın beyazı, derisi soyulmuş tavuk ve hindi göğsü tercih edilmelidir.

Size balık yeter

Genç kalmanızı sağlayabilecek besinler arasında ilk sırayı balık alır. Her türden balık doymuşluk oranı düşük yağla yüksek kalitede ve kolayca sindirilen proteinlerin kaynağıdır. Balığı öteki protein kaynaklarından ayıran şey içinde bulunan yağ türü ve yağ asidi miktarıdır.

·Deniz ürünleri besin açısından yoğundur. Dolayısıyla yüksek miktarda protein ve önemli oranlarda vitamin ve mineral içerir. Doymuş yağ ve kalori oranları da yüksek değildir.

·Deniz ürünleri temel aminoasitlerin tümünü sunan mükemmel bir protein kaynağıdır. Deniz ürünlerinde bulunan protein kolayca sindirilir. Bu açıdan her yaştan insan için mükemmel bir besin kaynağı oluşturur.

·Deniz ürünleri iyi bir B vitamini kaynağıdır. Sağlıklı gelişim ve büyüme için gereken kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, kükürt, florin, selenyum, bakır, çinko, iyot gibi temel mineralleri sağlar.

·Çoğu deniz ürünündeki kolesterol seviyesi yüksek değildir. Balıktaki kolesterol oranı genellikle düşük olsa da kabuklu deniz hayvanlarında bu oran yükselebilir. Ancak kolesterol seviyesi yüksek olan kalamar gibi besilerde bile bu oran yumurtadakinden düşüktür.

·Deniz ürünlerinde çok az miktarda yağ bulunur. Bunlar da iyi yağlardır. Deniz ürünlerindeki doymuş yağ oranı da diğerleriyle karşılaştırıldığında çok daha azdır.

Yemeklerinizde kırmızı et yerine balığa yer vermekle toplam yağ ve doymuş yağ alımınızı kayda değer ölçüde azaltabilirsiniz.

Cildinizin Rengini Bulun

Yazan admin Tarih 06 Ekim 2008

Cilt tipi kadar cildin renginin de doğru bilinmesi gerekir. Öncelikle bilmeniz gereken cildin renginin pigment derecesine bağlı olduğudur. Açık renk ciltler soluktan pembeye, bejden gül pembesine kadar değişir. Koyu cilt rengi ise buğdaydan esmere, açık kahverenginden siyaha kadar gider. Siyah aslında genel bir deyimdir ve beyazdakinden daha fazla tonu kapsar.

Cilt uzmanları cildin bir çok tonunun bulunduğunu, esmer ciltlerin 35 ton, beyaz ciltlerin ise 10 ayrı tonda dağılım gösterdiğini vurgulamaktadır. Cildin rengi, cildin yapısına ve niteliğine etki etmediği için cilt renklerine bağlı olarak farklı bakımların yapılmasına gerek yoktur. Yalnız açık renk ciltlilerin güneşten daha fazla etkilendiği için güneşe çıkarken daha çok korunmaları gerekir.

Soğuk havalarda kuruyan esmer ciltler, grimsi bir renk alırlar. Genel olarak cilt ne kadar koyu renkteyse cildin yaşlanması da o kadar geç olur. Güneş, açık renk ciltlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip ciltler kolay kurudukları için çok çabuk yaşlanırlar. Oysa koyu renk ciltlerde dengeli dağılmış olan pigmentler güneş ışınlarını engelleyen bir filtre görevi yapar. Bu tür yağlı cildin üstü nemi içinde tutan bir koruyucu sayılabilir. Koyu renk ciltler güneşte daha da koyulaşır ve yanarlar. Üstelik bu yanma beyaz tendekiler gibi kötü bir etki yaratmaz ve hemen soyulmaz. Cilt uzmanlarına göre; esmer tenlilerde akne, cilt kanseri ihtimali de açık renklilere kıyasla daha azdır.